SANAT MERKEZİ GİBİ OTEL

Nadir Elçi - ATEŞ GAZETESİ

· 53 odalı otel, 106 yataklı ve odalarında her türlü konforu var.

· Anadolu ahşap mimarisinden esinlenerek inşaa edilen otelin giriş kapısının dışı, eski gelin ve at arabaları ile dekore edilmiş.

· Otel'in yan cephesinde asırlık gerçek bir Bolu evinin ön yüzü monte edilmiş.

· Otel?in hemen her köşesinde, birbirinden nadide antika eşyalar serpiştirilmiş. Kapıdan girdiğinizde hemen sol tarafta 1.5 metre çapında masif ağaçtan bir tepsi, duvarda asılı "sen bil", eski kilim, bakır ve diğer parçalar yer alıyor.

· "Sen bil" de neyin nesi demeyin? Eskilerin filesi zembilin gerçek adı. Çarşıya pazara gidildiğinde, meyve, sebze, zeytin, peynir içine konur alınanlar eve öylece taşınımış. "Sen bil" adı, bunları alamayacak durumda onların da düşünülmesini sağlamak amacıyla konulmuş. Sizin anlayacağınız "Sen bil", "Kendini bil"in çarşı pazarcısı.

· Otelde hemen her yerde bakır süslemeler kullanılmış. Salonların tavanları ise, eski Türk işlemeleriyle süslenmiş. Ancak bunlar öylesine usta ellerden çıkmış ki, insan kendini Bolu'da bir otelden çok Topkapı sarayında zannediyor.

· Girişte, salonlarda muhteşem tahta işlemeler ve heykeller yer alıyor.
Bunların çizimi Otel'in sahibi Yurdaer Kalaycı'ya ait. Kim mi yapmış? Yöre köylerinin tahta kaşık ustaları. Ustaların kayın ağacından yaptıkları Sümer kralı Gueda'nın heykeli insanı şaşırtacak güzellikte.

· İnsan ilk bakışta, buradaki bakır sevgisini sahibinin soyadı ile özdeşleştiriyor. Ancak, Yurdaer Bey'in kalaycılıkla bir ilgisi yok.

· Kendisi yedi göbek aşçı olan bir aileden geliyor. Babası Bolu'nun ünlü Haşim Usta'sı. Kendisi iktisat mezunu. Aziz Nesin'in çıkardığı Zübük dergisinde karikatürler çizmiş. Aynı zamanda ressam ve de ünlü sınırlarımızı aşan bir yemek sanatçısı.

· Kalaycı'nın yemek sanatçısı yönünden yarın söz edeceğim. Gelelim ressam yönüne. Ben resim tekniğinden pek anlamam. Bu nedenle şu sınıfa giriyor, bu akımı temsil ediyor diyemeyeceğim. Ancak karakalemi olsun, yağlı boyası olsun hepsinden çok etkilendim. Resimlerde inanılmaz bir mistizm ve derin bir felsefe var.

Nitekim 3-5 konuşmadan sonra Kalaycı'nın feylesof yönü ağır basan farklı bir insan olduğunu keşfediyorsunuz.
· Otel'in üst katında bugüne kadar benzeriyle karşılaşmadığım bir bölüm yer alıyor: Resim ve heykel çalışmalarının yapıldığı bir sanat atölyesi. Evet yanlış okumadınız: Sanat atölyesi. Tamamı ahşap döşenmiş, şöminesi, barı, masaları, köşe oturma görünümündeki atölye, dileyen herkese açık. Fırçasına, kalemine güvenen burada gönlünce resim yapıp, tahta oyabiliyor.

· Sizin anlayacağınız burası bir otelden çok, hayran kalacağınız bir sanat merkezi.

· İstanbul'a 2.5 Ankara'ya 2 saat mesafedeki Otel Yurdaer, değişik bir hafta sonu geçirmek isteyenler için ideal bir yer.

· Ayrıca Abant, Yedigöller, Gölcük, Efteni, Gölköy, Karamurat, Çubuk, Sülük, Sünnet, Karagöl, Hasanlar gölleri; kayak meraklıları için Kartalkaya ve Esentepe buraya yarım saatle, en uzağı 2 saat mesafede.