LEZZET DURAKLARI

MEHMET YAŞIN - HÜRRİYET PAZAR

TAHRİK EDİCİ MÖNÜ Mönüyü incelediğimde ne sipariş edeceğimi şaşırdım. Öylesine lezzetli yemek isimleri alt alta sıralanmıştıki. Garson imdadıma yetişti. Tadımlık porsiyonlar halinde getireceğini söyledi. Soğuk demirhindi şerbetini içip midemi bu şölen için hazırladım. Önden taze fasulye çorbası geldi. Ardından kayısılı gerdan yahnisi, soğan dolması, tiritli yahni, keşli-cevizli mantı. Söylediğim gibi yemekler küçük porsiyonlar halinde geldiği için hepsinin tadına bakabildim. Bu muhteşem yemeği, üstünde manda kaymağı bulunan iki dilim saray baklavası ve Türk kahvesi ile sonlandırdım. Karnım doyunca çevredeki detayları incelemeye başladım. Örneğin, lokantanın duvarlarında asılı olan tabloların, Yurdaer Bey tarafından yapıldığını öğrendim. Sergiyi gezince onun yemek kadar resimde de iddialı olduğunu gördüm. Yemekten sonra yanıma gelen Yurdaer Kalaycı, bana hem otelin arka bahçesinde oluşturduğu güzellikleri gösterdi, hem de yaptıkları ile ilgili bilgiler verdi. Anlattığına göre,elinde Osmanlı ve Türk yemeklerinden oluşan 3 bin reçete varmış. Her hafta 10-15 tanesini aşçılarıyla birlikte deneyip, lezzeti tutanları mönüye koyuyormuş. Yurdaer Bey ayrıca bahçedeki resim atölyesini de gösterdi ve buranın otele gelecek sanatçılara açık olduğunu belirtti. Yurdaer Kalaycı da yemeğin, sanatın yanyana konuşulacak bir de "Bolu için özel projeler" konusu vardı.Kendisi, "Bu çok uzun bir konudur, bir başlarsam bir daha susturamazsın, bir daha ki gelişinde de bunu konuşuruz" dedi. Yolcu etmeden önce bir bardak buz gibi "kiraz sapı şerbeti" ikram etti. Batı Karadeniz gezimde, hem gözüm hem de midem bayram etmişti. İster Ankara´da ister İstanbul´da veya Kocaeli ve Adapazarı´nda oturun. Bütün bu anlattığım güzellikler size sadece birkaç saat uzaklıkta. Bir haftasonunuzu bu yöreye ayırırsanız pişman olmazsınız. Özellikle bir pazartesi günü, Bolu Pazarı´na uğramanızı ve Mutfak Sanat Merkezi´nde yemek yemenizi hararetle öneriyorum.