Fırçayı Bıraktı Kepçeye Sarıldı

MİLLİYET YAŞAM GAZETESİ(12.12.1997)

Kim bu gözü açık şahin olmaya çalışan biliyor musunuz? Hemen söyleyeyim, geçmiş dönemde ünlü bir ressam, ünlü bir karikatürist. Dahası Bolu’da ünlü bir restorantın sahibi Yurdaer Kalaycı...

Onunla karşılıklı oturuyoruz. Oturduğumuz bölüm bir sanat evi ya da sanat atölyesi sanki. Burada önce mizahtan söz ediyor, sonra şöyle bir değerlendirme:

“mizah sadece bir gülme olayı değildir, mizah düşündürmektir. Mizah gülmedir, mizah ağlatmaktır. Ve insanın kendisidir mizah. Konu insan olunca insanın güldüğü, ağladığı ve sevdiği paylaştığı görülür. Ve ben demeyi, sen demeyi, almaktan önce vermeyi becerirsek o zaman sevgi oluşuyor. Ve bir yemekte sevgiyi bulabilir insan, o yemeğin etkinliği varsa.”

Bu arada Yurdaer Kalaycı’ya birkaç soru yöneltmeden edemiyorum:

· “Peki biraz da bu ünlü ve görkemli kuruluşu anlatsana bana. Kademe kademe nasıl bu düzeye geldiniz?”

Kafamda hep gelecek korkusu vardı. Evlenmem gerekiyordu. Çoluk çocuğa karışma tutkusu. Onları doyurmanın, onların sesini duymanın tutkusu vardı. Ve onlara istikbal sağlamam, para kazanmam gerekiyordu. İşte bütün bunları gerçekleştirirken Yurdaer’i ikiye böldüm, işadamı Yurdaer ve sanatçı Yurdaer.”

· “Peki hemen sorayım, hangisini yeğ tutarsın?”

“Herhalde sanatçı Yurdaer’i. Ama biliyorum yalnız sanatla da karın doymuyor, yaşanmıyor. Buna rağmen gene sanatçı Yurdaer’i diyorum.”

· “Bir de ressam yanın var. O nasıl oluştu?”

“Ben yağlıboya ile, fırça ile ortaokul 1’de tanıştım. O dönemde sanatçı dostlarım bana hep yardımcı oldular. Güzelliklere hep yenik düştüm. Bana göre resim karın doyurmaktan sonra gelir. Ana ders karın doyurmaktır.. Ve gene bana göre güzel sanatların başlangıcı da mutfaktan gelir.”

· “Peki ilk günden bu yana yapılmış kaç tablon var?”

“100’ü bulur. Ben hemen her gün resim yaparım, gördüğün bu atölyede. Ortaokul 1’de yaptığım yağlı boya tablo var. O günden beri severek sürdürüyorum bu çalışmamı.”

Solculuğa ben sevgicilik diyorum. İnsan sevmek, hayvan sevmek, dünyayı sevmek. Ve ben resimlerimin tümünde varoluş nedenimizi buluyorum. İnsanın iç dünyası var, dünyaya bakışı var, kısacası varoluş nedeni var.”

Kalkıp dolaşıyoruz, böyle görkemli bir kuruluşun içinde, böyle ilginç tablolar heykeller çıkıyor karşımıza. Harman döveninde yemek masalarını gösteriyor bize.”

Bir başka köşede bu duvarı kapsayan klasörlerin içinde toplam 3000 çeşit yemek adı var. Örneğin sadece 268 çeşit çorba var nasıl mı, pastırmalı soğan çorbasından, yoğurtlu bakla çorbasına kadar tam 268 çeşit”

Bu arada Kalaycı “3000 çeşidi derleyerek, onları restoranda en iyi şekilde değerlendirdim. Ve bu alanda mutfak laboratuvarı anlayışı içinde çalışmaya başladım” diyor.

Bir ara otel bölümüne geçiyoruz. Odalar da oldukça ilginç, aydınlık ve güzel. Burada babasından söz etmeden edemiyor:

“Yemek yapmak, babam için bir ibadetti. Gene babama göre bu mesleğin içinde isen yemekle pişeceksin bu bir. Namaz kılarken nasıl ki sağa-sola bakmıyorsan, yemek yaparken de bütün dikkatini yemeğe vereceksin. İşini iyi yap, gerisini Allah’a bırak diyordu babam.”

Sonsuz bir devrim

“Resme tutkum olduğu için resmin bütün değerlerini yemekte buldum. Çünkü sanat yaratılıcılık ister, bu yemek olayında fazlasıyla var. Şöyle ki resim sadece göze ve beyne hitap eder, yemekse hem göze, hem beyne ve hem de mideye hitap eder. Bana göre yemekte yaratıcılık sonsuz bir devrimdir. Ben mutfağı güzel sanatların bir dalı olarak görüyorum.” Aziz Nesin’in Zübük adlı dergisinde pek çok karikatürü yayınlanmış Kalaycı’nın. Ve üniversitenin son sınıfına kadar birçok dergide karikatür çizmiş, halada çizmekte.”

Babası aşçıymış Kalaycı’nın, hem de ünlü bir aşçı. Aşçı Haşim o dönemde bir numaraymış. Ve o tarihte toplumda mizaha, karikatüre fazla ilgi gösterilmezmiş. Bu arada Yurdaer Hoca iktisat öğrenimi yapmış. Ve 1967’de Alarko Holding’de planlama uzmanı olarak bir süre çalıştıktan sonra oradan Kurtkaya Holding’e geçmiş ve bir süre sonra kendi işini kurma yolunda girişimini başlatmış. Ve 3000 yemek çeşidi derleyerek onları restoranında en iyi şekilde değerlendirmiş.

Şunu da söylemeden geçmeyelim. Bu değerli iş adamı yıllar boyu hep yeniliklerin, güzelliklerin peşinde olmuş ve adından dış ülkelerde de bahsedilir olmuş. Son olarak İngiltere’de yayınlanan Caterer Dergisi’nde 4 sayfayı dolduran bir röportaj yayınlanmış..